MONTESSORI GELİŞİM EVRELERİ

 

        Montessori, çocuğun gelişimini 0-6 yaş (0-3 yaş, 3-6 yaş), 6-12 yaş, 12-18 yaş (12-15 yaş, 15-18 yaş) olmak üzere üç ayrı gelişim evresine ayırmıştır. Bu gelişim evreleri kendine özgü özellikleri ve gereksinimleri içinde barındırmaktadır. Her ne kadar her gelişim evresi için belirli yaş aralığı verilmiş olsa da evre geçişleri kesin biyolojik tarihlere bağlı değildir ve birden gerçekleşmez. Bunlar, olgunlaşma ile öğrenme süreçlerinin karmaşık ve karşılıklı etkileşim sürecinin sonucudur. Özellikle çocuğun yaşamının ve davranışlarının çevresi ile alışverişi sırasındaki “iç çalışması”nın ürünüdür.

 

Dönemler  Yaş  Özellikleri 
 Birinci Evre  0-3 Yaş3-6 Yaş  Çocuk içgüdüsel büyüme ve “içselleştirme” yoluyla kendisini inşa eder.Çocuk kademeli olarak bilinçsiz bilgiden bilinçli bilgiye geçer.
 İkinci Evre  6-12 Yaş  Çocuk evrenle ilgili bilgiyi almaya hazırdır. Çocuk bu dönemde entelektüel merakını tatmin edecek çabalar içerisine girer.
 Üçincü Evre  12-18 Yaş  Çocuk hümanistik kaşiftir. Toplumdaki yerini ve ona katkıda bulunmak için fırsatları anlamaya çabalar. Bu dönemde çocuklar kendilerini sosyal varlıklar, adaletin rasyonel  araştırıcıları, problem çözücüler olarak yeniden düzenler. Bu dönem ömür boyu sürer.

       Yetişkinler çocuklarını bilinçli bir biçimde eğitebilmek için belirtilen evrelere ait özellikleri çok iyi bilmek ve söz konusu özelliklere uygun eğitim ortamları oluşturmak zorundadırlar. Çocuk, gelişim evrelerini zengin ortamlarda, bilinçli bir biçimde geçirebilmelidir. Bu durumda yetişkinin temel görevi çocuğa bu imkanı sağlamaktır. Yetişkin, çocuğu dikkatlice gözleyerek bu ihtiyaçları kolayca belirleyebilir. Daha doğrusu çocuk ihtiyaçlarını haber verecek davranışları gösterir. Yeter ki yetişkin bu davranışları doğru okuyabilsin.

1. Evre: 0-6 Yaş

        Bu evre doğumdan altı yaşına kadar olan dönemi kapsar. Evre 0-3 yaş ve 3-6 yaş olmak üzere iki alt evreye ayrılır. Bu evrede çocuklar duyusal kaşiflerdir; zekalarını, çevrelerini, dillerini ve kültürlerini her açıdan öğrenerek oluştururlar. Bu dönemde çocuk yetişkinde olmayan bir zihin yapısına sahiptir. Yetişkinin zihninde olan yolu takip etmez. Küçük çocukta bilinçsiz bir zihinsel aşama vardır. Montessori bu zihin yapısını  “emici zihin” olarak adlandırmaktadır.

      Emici Zihin: Çocuk, dünyanın neresinde olursa olsun, Dr. Montessori’in “emici zihin” diye adlandırdığı bir yetiye sahip olarak doğar. Çevresindekiler bilmediği bir dili konuşurken iki yıl sessiz sedasız oturup birden bu dili kusursuz grameri, telaffuzu ve bütün ayrıntılarıyla konuşmaya başlayıvermek hangi yetişkinin harcıdır? Oysa dünyanın dört bir yanında iki buçuk yaşında çocuklar bu işin üstesinden gelebilmektedirler. “Emici Zihin”, dili öğrenmekle de yetinmez. Ülkesinin kültürünü tümüyle emip sindirir, zamanının ve mekanın bütün özelliklerine sahip bir kişiliği kendi özünden yaratır. Kültür, töre, ülkü, duygu, davranış ve inançların emilip benimsenmesi, çocuğun doğumuyla altı yaşı arasındaki bu “emici zihin” döneminde gerçekleşir.

       Çocuk zihninin gerçekleştirdiği şeyleri, yetişkin zihni asla gerçekleştiremez.  Çocuk zihni yetişkin zihninden çok farklı bir işlev gösterir. Yetişkinler zeka yoluyla bilgi edinirken, çocuklar bunu yaşayarak edinir. Çocuk edindiği intibalar sonucunda değişikliğe uğrar, edindiği intibalar onu şekillendirir. Çocuk edinimleri bilinçaltında gerçekleştirir, bilinmeyenden bilinene doğru bir yolu aşar.

       Canlı bellek sayesinde çocuk psişik kazanımlarını “aklında tutabilir” yani kaybedilemeyecek bir biçimde saklayabilir. Yetişkin, çevresini ve deneyimlerini genelde bilinçli belleği ile algılamaktadır. Çocuk için deneyimleri, ruhunu değiştirmek ve yapılandırmak için malzemedir, yani çocuk yalnızca dili almaz, kendi ruhunu bu dile uydurur.

       Montessori yönteminin “emici zihin” ilkesi, bu erken ama alabildiğine “alıcı” dönemde çocuğun zihinsel faaliyetlerini artırmayı amaçlar. Ne var ki Montessori Çocuk Evleri’nde çocuk asla zihinsel başarılar kazanmaya zorlanmaz. Dünya, önüne sere serpe açılır ve bu dünyayı keşfedebilmesi için ona bir dizi anahtar verilir. Bunlar duyusal gereçlerdir. Ve her çocuk bu gereçlerin yardımıyla, kendine özgü yetenek ve ritme uygun olarak zihninin daha önce algılamış olduğu izlenimleri sınıflamaya, örgütlemeye koyulur. Kısacası, doğal bir ihtiyaç olan kendi iç disiplinini yaratır.

0-3 Yaş

      0-3 yaş arası çocuk, Montessori tarafından “ruhsal embriyo” olarak tanımlanır. Ana rahmindeki gelişim sürecini tamamlayıp dünyaya gelen bebek M. Montessori’e göre “ruhsal embriyo”dur. Montessoriye göre bu evredeki yeni doğmuş bebek, içler acısı bir haldedir. Çaresizdir ve bir süre böyle kalacaktır. Fakat bu hareketsiz varlığın içinde, onu zamanın insanını biçimlendirmeye yönlendiren evrensel bir güç vardır. Takip ettiği bir gelişme planı ve yasaları vardır. Çocuk, açığa vurmasa da aktif bir ruhsal yaşama sahiptir.

        Çevre ile birey arasında bir alışveriş vardır. Birey, çevre içinde yoğrulur ve oluşur. Çocuk, çevresiyle adım adım anlaşmaya varır. Ve bu yoldaki çabaları, kişiliğinin bütünleşmesine yol açar. Embriyo çocuğa, çocuk insana dönüşürken kişilik kendi öz çabalarıyla biçimlenmiş olur.

3-6 Yaş

       3 ile 6 yaş arasındaki çocuk, ilk yıllarda edinmiş olduğu imgeleri, izlenimleri ve içindeki zihinsel yapıları “gerçekleştirme ve mükemmelleştirme” evresindedir. Bu evre en hızlı büyüme ve duyusal faaliyetlerin en etkili olduğu bir dönemdir.

       Bu evredeki bağımsızlık çabasının önemli bir özelliği, bilinçsiz durumdan bilinçli duruma doğru olan geçiştir. Doğumdan 3 yaşına kadar bilinçsiz emici zihin  hakimken, 3-6 yaş arası bilinçli emici zihin hakimdir. Emici zihnin etkinliği azaldığı ölçüde bilincin etkinliği artmaktadır. Bilinç, nesneleri, eline alma, belli cisimleri diğerlerinin arasından seçme, bir şey diğerine yeğleme arzusuyla daha ilk yaş dolmadan ortaya çıkmaktadır. Bilinçli davranışın ortaya çıktığı zaman çocuk yaklaşık üç yaşındadır. Bu çocukların önceden düşündüklerini ya da davranışları planlı biçimde eyleme dönüştürmeye başlamalarıyla gözlenmektedir. Kendilerinin uydurdukları öyküleri anlatmalarında, resim yapmalarına ve hamur yoğurmalarında, bloklarla yapı kurmalarında ve deneme-yanılma şemasına göre hareket edilmeden sorunların çözülmesinde bu durum gözlenmektedir.

       Bu dönem boyunca kişilikte kayda değer değişimler olur. Çocuk çevresine hükmetmek ve iradesini uygulamak ister. Çocuk elleriyle bir şeyler yaparken daima meşguldür ve zekası tarafından yönlendirilir. Oyun onun için gerçek bir iştir ve çocuk kendi gelişimi için çalışır.

      Bu evre bilinçli bir biçimde dünyayı keşfetme evresidir. Çocuğun çevresini yoğun bir biçimde içselleştirmesi, duyu organlarına dayalı temel bilgilerin çocuk tarafından kazanılması ve eğitim ortamlarının çocukların gelişim özellikleri dikkate alınarak düzenlenmesiyle gerçekleşebilir.

2. Evre: 6-12 Yaş

       Montessori çocuğu bu evrede,  artık “bilinçli biçimde düzenlenmiş birleşmeyi” hedefleyen, “toplumsal anlamda yeni doğmuş bebek” olarak tanımlar. Önceki evredeki gibi duygu ve sempati artık tek başına belirleyici değildir. Artık birlikte yaşamanın gerektirdiği düzenlemeler, kurallar ve ahlak öne çıkmaktadır. Burada vicdan da davranışı ve iyi ile kötü, doğru ile yanlış arasında ayırt etmenin karar merkezi olarak daha güçlü bir biçimde oluşmaktadır.

      Bu evrede çocuklar kavramsal kaşiflerdir. Hayal güçlerini ve soyutlama güçlerini geliştirir; bilgilerini, dünyalarını genişletmek ve keşfetmek için kullanırlar. Çocuğun zihinsel ve fiziksel ufku açılır eğer fırsat varsa ve koşullar uygunsa çocuğun keşfedebileceği değerlerin sınırı yoktur. Gelişimin bu düzeyi için Montessori kapsamlı bir eğitime,  engin bir kültüre, geniş sosyal ilişkilere ve açık bir çevreye vurgu yapmıştır. Bu evrede çocuk bütün ahlaki sorunları keşfetmek ister, dünyanın doğa ve insanlık tarafından yapımını anlamak için isteklidir.

      Bu gelişim dönemi başka değişimleri de beraberinde getirir. Çocuk sakin ve mutludur. Zihinsel ve bedensel olarak güçlü ve dengelidir. Psikolojik ve fiziksel değişim yedi yaşında başlar. Artık çocuk farklı bir ruhsal tutuma sahiptir. Fiziksel olarak değişimler geçirir. Çocuğun inci dişleri dökülür, kıvırcık saçları düzleşir ve koyulaşır, tombul vücudu incelir.

       Bu aşamanın bir diğer özelliği ise ev ortamından ayrılmak istemesidir. Çocuğun bilinçsiz araştırması, kültürel gelişiminin ilerlemesi için okul tarafından kullanılmalıdır. Çocuğa okulda çalışması için materyaller sağlamak yeterli değildir, okul materyallerden başka çocuğun dışarıya gidip materyaller bulması için rehberler de sağlamalıdır. Çocuk aile döngüsünden bağımsızlığı ve fiziksel çaba harcamayı isteyecektir.

      Ahlaki düzeyde ise bu dönemdeki çocuk adaletsizliğe karşı sivri bir duyguya sahiptir. Bu yaş dönemindeki çocuklardan genel olarak daha geniş bir dünyayı keşfetmeleri, mantıklı problem çözücülüğü, iş birlikli sosyal ilişkileri, hayal gücünü ve estetiği, kompleks kültürel bilgiyi geliştirmeleri beklenir.

3. Evre: 12-18 Yaş

      13-18 yaşlarındaki insan yeni duyarlılıklar göstermektedir. “Kişisel onur bir yandan, toplumsal sorumluluk diğer yandan gençlerin ve yeni yetişenlerin iki temel ihtiyacıdır.” Bu, istemek ile başarabilmek, yapabilmek ile zorunda olmak, haklar ile ödevler arasındaki uçurumların keşfedilmesi anlamına gelmektedir.

       Bu evrede çocuklar topluma doğrudan katkı sağlamak isterler. Klasik metotlarla öğrenemezler. Kendileri araştırmak ve bizzat yaşamak isterler. Bu dönemde çocuk toplumu yaşamak istediği için okul çevresiyle kısıtlanmamalıdır.

       Bu aşamadan sonra üniversiteye gidebilecek olgunlukta bir kişi vardır. Kendi eylemlerinin seçimini nasıl yapacağını bilen bir bireydir. Bütün insanlığın ait olduğu kültürde nasıl ilerleyebileceğine kendisini karar vermesi gereken bir aşamadadır. Bu aşamada insanın yavaş yavaş ilerlemesinin devam etmesi için eğitimin yaşam boyu sürmesi gerektiği gerçeğinin farkına varır.

       Ebeveynlerle, ebeveynlerin normları ve toplumun eğitim normları ile çatışmalar işte bu evrede başlamaktadır. Kendi ve başkalarının yaşamı için günün birinde sorumluluk taşımaları gerektiğini de keşfederler. Öncelikle toplumdaki konumlarını bulmaya çalışırlar yani mesleklerini ve geleceklerini sorgularlar. Bu, becerilerin ve ilgi alanlarının kendi kendine denenmesi ve kendi kendine bulunması evresidir ve otuzlu yaşlara yani iş yaşantısına kadar uzanmaktadır.

Kaynak: Çakıroğlu Wilbrandt, Emel, Okul Öncesi Eğitimde Montessori Yaklaşımı, Kök Yayıncılık, 2012.

4,460 total views, 1 views today

label, , , , ,

About the author

2008 Istanbul Üniversitesi Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık lisans mezunudur. Yüksek lisansını 2012 yılında, Istanbul Kültür Üniversitesi Iletisim Sanatları alanında %100 burslu olarak tamamlamıştır. Çocuk ve zeka gelişimi üzerine çeşitli çalışmaları vardır. Evli ve iki çocuk annesidir.

Add a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir